Ana içeriğe geç
Şema: ortada tek bir alarm; ondan çıkan iki ok, biri yukarı ve hızlanan çizgiyle kaygıya, öbürü aşağı ve yavaşlayıp düzleşen çizgiyle donmaya gidiyor
· 8 dk okuma

Hiçbir Şey Hissetmemek: Donma mı, Depresyon mu?

Berk Alaca

Klinik Psikolog

EMDR & Travma

"Hiçbir şey hissetmiyorum" cümlesi klinikte en az üç ayrı tabloyu anlatıyor: alarmın donma yönü, depresyonun zevk alamama belirtisi ve travma sonrası duygusal küntleşme. Dışarıdan görünüş üçünde de benziyor; kişi duygularına ulaşamıyor, istekleri azalıyor, hareket zorlaşıyor. İçeride olan ise farklı, ve çalışmanın yönü üçünde ayrı kuruluyor. Hangi tablonun geçerli olduğu klinik değerlendirmeyle belirleniyor.

Ayrımın pratik önemi şu: donma tepkisinde beden bir tehlikeye karşı yavaşlamış; depresyonda ise yavaşlama tablonun kendisi. İkisine aynı yerden yaklaşmak çoğu zaman işe yaramıyor.

Donma tepkisi nedir?

Donma tepkisi, tehlike karşısında savaşmanın ve kaçmanın mümkün görünmediği anda devreye giren bir savunma. Savunma davranışları literatürde bir basamaklar dizisi olarak tarif ediliyor: uyarılma, kaçma ya da savaşma, ve bunlar işe yaramadığında hareketsizlik. Bu hareketsizliğin de kademeleri var: kaslar gergin ve tetikte bir donma, ardından bedenin gevşeyip çöktüğü bir hareketsizlik. Bu dizi insanlarda da hayvanlarda da aynı biçimde gözleniyor ve kişinin seçimiyle değil, bedenin tehlike değerlendirmesiyle devreye giriyor.

Klinik çalışmada bu, alarm sistemiyle anlatılıyor. Tehlike algılandığında alarm çalıyor ve beden üç yoldan birine giriyor: savaşmak, kaçmak ya da donmak. Üçü de koruyucu. Donma, öbür ikisinin işe yaramayacağının anlaşıldığı anda kalan tek strateji; ve zorlayıcı yaşantılarda çoğu zaman gerçekten hayatta tutan strateji o oluyor. Bu tepkiyi bu hâle getiren anılarla EMDR terapisi çalışıyor; alarm neden bu kadar kolay donma yönüne kayıyor, sorusunun cevabı çoğu zaman o anılarda.

Sorun, alarmın eşiği kaydığında başlıyor. Gerçek bir tehlike yokken de donma devreye girebilir hâle geldiğinde, kişi kendini hareketsiz, isteksiz ve hissiz buluyor. Dışarıdan bakan biri bunu çökkünlük olarak okuyor; kişi de çoğu zaman öyle adlandırıyor.

Depresyonda hissetmemek: zevk alamama

Depresyonun çekirdek belirtilerinden biri anhedoni: daha önce zevk veren şeylerden zevk alamama. Bu belirti uzun süre tek bir şey sayıldı; son on beş yılın araştırmaları onu ikiye ayırıyor. Bir yanda tüketimsel boyut var: kişi bir şeyi yaparken eskisi kadar haz almıyor. Öbür yanda motivasyonel boyut: kişi bir şeyi yapmak için harekete geçemiyor, istek oluşmuyor, çaba fazla geliyor. Depresyonda çoğu zaman ikincisi öne çıkıyor; kişi yemeği yediğinde tadını alabiliyor, ama sofraya gitmek için gereken istek gelmiyor.

Depresyon tanısı klinik değerlendirmeyle konuyor ve zevk alamama tek başına tanı anlamına gelmiyor. Ama bu belirtinin donma tepkisinden farkı önemli: depresyondaki yavaşlama bir tehlikeye karşı verilen anlık bir tepki olmaktan çok, günler ve haftalar boyunca süren, uyku, iştah ve düşünce hızına da yayılan bir tablo oluyor.

Travma sonrası duygusal küntleşme

Üçüncü tablo travma sonrası stres bozukluğunun bir parçası. Duygusal küntleşme, kişinin özellikle olumlu duygulara ulaşamaması, sevdiği insanlara karşı uzaklık hissi ve içeride bir şeyin kapanmış olması deneyimi olarak tarif ediliyor. Bu belirti uzun süre travma sonrası tablonun en az çalışılan parçası oldu; bugün çekirdek özelliklerinden biri sayılıyor.

Küntleşmenin kendine özgü yanı seçiciliği. Kişi kaygıyı, tedirginliği ve irkilmeyi çoğu zaman hissediyor; hissedemediği şey sevinç, yakınlık, merak oluyor. Yani duygu sisteminin bir yönü açık, öbür yönü kapalı kalıyor. Travma sonrası stres bozukluğu anlatılırken bu tablo yeniden yaşama ve kaçınma belirtileriyle birlikte ele alınıyor.

Üçü klinik değerlendirmede nasıl ayrılıyor?

Aşağıdaki başlıklar klinik değerlendirmede bakılan yönleri gösteriyor. Kendi kendine sonuç çıkarmak için bir ölçüt listesi olarak kullanılmıyor; aynı kişide birden fazla tablo birlikte bulunabiliyor.

  • Başlangıç. Donma tepkisi belirli bir durumla ya da tetikleyiciyle devreye giriyor ve geçiyor; depresyondaki yavaşlama haftalar içinde yerleşiyor; küntleşme çoğu zaman belirli bir yaşantının ardından başlıyor.
  • Hangi duygular eksik. Donmada o an bütün duygular uzaklaşıyor; depresyonda öne çıkan şey zevk ve isteğin azalması; küntleşmede eksilen şey öncelikle olumlu duygular, kaygı ve tedirginlik yerinde duruyor.
  • Bedende olan. Donmada beden ya tetikte ve gergin ya gevşeyip çökmüş hâlde, ve bu hâl bir tehlike algısına bağlı; depresyonda ağırlık, yorgunluk ve yavaşlama gün boyu sürüyor; küntleşmede beden çoğu zaman tetikte kalıyor.
  • Tetikleyici. Donma bir durumla başlıyor: bir tartışma, bir ses, bir yüz. Depresyondaki yavaşlama durumdan bağımsız sürüyor. Küntleşme yakınlık ve olumlu duygu gerektiren durumlarda belirginleşiyor.
  • Hareket. Donmada kişi hareket etmek istiyor ve edemiyor; depresyonda hareket etme isteği oluşmuyor; küntleşmede hareket var, duygu eşlik etmiyor.

Bu ayrımlar keskin durmuyor. Uzun süren bir donma örüntüsü depresif bir tabloya dönüşebiliyor; depresyondaki bir kişi belirli durumlarda donma da yaşayabiliyor; travma sonrası küntleşme depresyonla sık birlikte görülüyor. Hangi tablonun öne çıktığı ve nereden başlanacağı klinik değerlendirmenin konusu.

Kaygı ve hissizlik aynı alarmın iki yönü mü?

Evet. Klinik çalışmada kaygı ve çökkünlük iki ayrı hastalık olarak anlatılmıyor; aynı alarmın iki yönü olarak anlatılıyor. Alarm çaldığında beden ya hızlanıyor ya yavaşlıyor. Hızlanma, kaygı ve alarm sistemi yazısında anlatılan tablo: kalp atışı artıyor, kaslar geriliyor, zihin tehlike tarıyor. Yavaşlama ise donma yönü: beden ağırlaşıyor, istek düşüyor, duygular uzaklaşıyor.

Bunun klinik değeri, sık görülen bir çelişkiyi çözmesi. Bir kişi hem kaygılı hem hissiz olduğunu söylediğinde bu iki ayrı sorun gibi duruyor. Alarm çerçevesinde aynı sistemin iki hâli: sabah tedirgin, akşam donmuş. Aynı hafta içinde ikisi arasında gidip gelen kişi tutarsız bir tablo taşımıyor; alarmı iki yöne de çalabilen bir sistem taşıyor.

Çalışmanın yönü neden ters?

Alarmın iki yönü olduğu için çalışmanın da iki yönü var, ve bunlar birbirinin tersi.

Kaygı tablosunda beden hızlanmış; stabilizasyon çalışması yavaşlatmaya yönelik oluyor, nefes ve yavaşlatıcı çalışmalar bu yüzden öneriliyor. Donma tablosunda beden yavaşlamış; stabilizasyon çalışması hareket yönünde kuruluyor. Aynı kişiye iki ayrı seansta iki zıt yön önerilebiliyor, ve bu tutarsızlık olmuyor; kuralın kendisi oluyor. Yön, tepkinin yönüne göre belirleniyor.

Bu ilke tükenmişlik tablosunda da geçiyor: dinlenmenin yönü her tabloda aynı olmuyor. Donma yönündeki bir kişiye "dinlen" demek, çoğu zaman yavaşlamayı derinleştiriyor.

Hareketin nasıl kurulacağı, hangi adımla başlanacağı ve hangi hızda ilerleneceği seansta belirleniyor. Bu yazı yönü anlatıyor; yol kişiye göre kuruluyor.

İlaç kullananlarda hissizlik: ayrı bir soru

Antidepresan kullanan kişilerin bir bölümü duygularının küntleştiğini bildiriyor. 669 kişiyle yapılan 2017 tarihli bir anket çalışması, antidepresan kullananların yaklaşık yarısının bu deneyimi tarif ettiğini ve bunun hem ilacın bir etkisi hem depresyonun kalıntı bir belirtisi gibi davrandığını bulmuş. Yani ilaç kullanan bir kişide hissizliğin kaynağı tek başına psikolojik değerlendirmeyle ayrılamıyor. Bu durumda deneyim, ilacı yazan psikiyatristle konuşuluyor; ilaç kararı yalnız oraya ait.

Donmanın getirdiği utanç

Donma tepkisi klinikte sıklıkla utançla birlikte geliyor. Kişi zor bir anda donup kaldığını, karşı koymadığını, sesini çıkarmadığını anlatıyor ve bunu kendi zayıflığı sayıyor. Savunma davranışları literatürü bu okumayı geçersiz kılıyor: hareketsizlik bedenin savaşıp kaçamayacağını anladığı anda kendiliğinden devreye giriyor. Orada bir tercih yok; tercih olmayan yerde utancın dayanağı da kalmıyor.

Bu bilgi klinik çalışmanın erken aşamalarında veriliyor, çünkü utanç donma örüntüsünü sürdüren etkenlerden biri oluyor. Kişi tepkisini bir hayatta kalma stratejisi olarak görmeye başladığında, tepkinin üstüne binen ikinci yük kalkıyor.

Klinik çalışmada bu tablo nasıl ele alınıyor?

Bu odada çalışma tanıyla başlamıyor. Kişinin ne yaşadığı, ne zamandan beri yaşadığı ve hayatının neresinde durduğu dinleniyor; hangi tablonun öne çıktığı buradan anlaşılıyor. Ardından iki hat yan yana yürüyor.

Birinci hat bugüne bakıyor. Donma hangi durumlarda devreye giriyor, o an bedende ne oluyor, kişi kendisi hakkında ne düşünüyor? Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinden gelen bu hat, alarmın günlük çalmasını çalışıyor; donma yönünde hareket, kademeli olarak ve en zor durumdan başlanmadan kuruluyor.

İkinci hat geçmişe bakıyor. Alarmı donma yönüne bu kadar kolay kaydıran anılar varsa, EMDR ile o anılar çalışılıyor. Travma demek için büyük bir olay gerekmiyor; önemli olan orada ne hissedildiği.

Kendine ya da başkasına zarar verme düşüncesi varsa, bu yazıdaki hiçbir ayrım beklenmiyor: 112 aranıyor ya da en yakın sağlık kuruluşuna gidiliyor.

Sıkça sorulan sorular

Hiçbir şey hissetmemek depresyon mu?

Olabiliyor, ama tek başına depresyon anlamına gelmiyor. Aynı deneyim donma tepkisinde ve travma sonrası küntleşmede de yaşanıyor. Hangi tablonun geçerli olduğu, belirtinin başlangıcına, süresine ve eşlik eden diğer belirtilere bakılarak klinik değerlendirmeyle belirleniyor.

Donma tepkisi ne kadar sürer?

Donma bir savunma tepkisi olarak dakikalar içinde geçebiliyor. Alarmın eşiği kaydığında ise sık tekrar eden ve günlük hayata yayılan bir örüntü hâline gelebiliyor. Bir tepkiyle bir örüntü arasındaki fark, klinik değerlendirmede bakılan şeylerden biri.

Duygularımı hissetmiyorsam terapi işe yarar mı?

Hissizlik terapiye engel sayılmıyor; çoğu zaman terapinin başlangıç noktası oluyor. Çalışma, duyguyu zorla geri getirmeye çalışmıyor; hissizliğin hangi mekanizmadan kaynaklandığını anlamaya ve o mekanizmaya göre yön kurmaya çalışıyor.

Hissizlik disosiyasyon mu?

Bazı durumlarda evet. Disosiyasyon, kişinin kendinden, bedeninden ya da çevresinden kopmuş gibi hissetmesi anlamına geliyor ve donma tepkisinin ileri kademeleriyle ilişkili. Her hissizlik disosiyasyon anlamına gelmiyor; ayrımı klinik değerlendirme yapıyor.

Antidepresan kullanıyorum ve hiçbir şey hissetmiyorum, ne yapmalıyım?

Bu deneyim ilacı yazan psikiyatristle konuşuluyor. Duygusal küntleşme antidepresan kullananların bir bölümünde bildiriliyor ve kaynağı ilaç da olabiliyor, depresyonun kendisi de. Ayrımı yapabilecek ve gerekirse ilacı düzenleyecek kişi psikiyatrist.

Bu yazıdaki tanımlara bakarak kendisi hakkında karar verilebilir mi?

Verilemez. Bu yazı üç klinik tablonun literatürdeki tanımını ve bir çalışma çerçevesini aktarıyor. Bir kişide hissizliğin hangi tablodan kaynaklandığı, klinik değerlendirmenin konusu.

Konunun klinik çalışmadaki yeri

Alarm çerçevesinin bu odada nasıl kullanıldığı ve iki hattın nasıl yan yana yürüdüğü EMDR terapisi ve bireysel psikoterapi sayfalarında anlatılıyor.

Hissetmemek çoğu zaman duygunun yokluğu olmuyor; bedenin bir zamanlar işe yaramış bir korumayı bırakmamış olması oluyor.

Yazan

Berk Alaca, İstanbul Çekmeköy Taşdelen'de çalışan bir klinik psikologdur. Işık Üniversitesi Psikoloji lisansını (2015–2020) ve İstanbul Aydın Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansını (2021–2022) tamamladı. Yetişkinlerle bilişsel davranışçı terapi ve EMDR yaklaşımlarıyla çalışıyor.

Kaynakça

  • Kozlowska, K., Walker, P., McLean, L., & Carrive, P. (2015). Fear and the defense cascade: Clinical implications and management. Harvard Review of Psychiatry, 23(4), 263–287.
  • Schauer, M., & Elbert, T. (2010). Dissociation following traumatic stress: Etiology and treatment. Zeitschrift für Psychologie / Journal of Psychology, 218(2), 109–127.
  • Treadway, M. T., & Zald, D. H. (2011). Reconsidering anhedonia in depression: Lessons from translational neuroscience. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 35(3), 537–555.
  • Litz, B. T., & Gray, M. J. (2002). Emotional numbing in posttraumatic stress disorder: Current and future research directions. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 36(2), 198–204.
  • Goodwin, G. M., Price, J., De Bodinat, C., & Laredo, J. (2017). Emotional blunting with antidepressant treatments: A survey among depressed patients. Journal of Affective Disorders, 221, 31–35.
  • American Psychiatric Association (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.).

Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlandı ve tanı ya da tedavi yerine geçmiyor.

Son güncelleme: Eylül 2026 · İçerik sorumlusu: Klinik Psikolog Berk Alaca · İletişim: [email protected]