Ana içeriğe geç
Şema: solda tek bir kutu aynı sahneyi gösteriyor, ortada üç ayrı yorum, sağda o yorumlara karşılık gelen üç ayrı tepki.
· 11 dk okuma

BDT'de Alarm Sistemi ve Olumsuz İnançla Nasıl Çalışılıyor?

Berk Alaca

Klinik Psikolog

Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel davranışçı terapinin günlük çalışmadaki işi, tehlike olmadığı anlarda da devreye giren bir alarm sistemini gün içinde idare edilebilir hâle getirmek. Bu iş üç yönden yürüyor: günlük davranışsal egzersizler, alarmın o anki yüksekliğini indirmeye yarayan stabilizasyon egzersizleri, ve alarmı tetikleyen olumsuz inancın üzerinde çalışılması.

Bu yazı seansın adımlarını ve bu üç bileşenin neye yaradığını aktarıyor. Yöntemin tanımı, teknik listesi ve etkinlik bulguları sitedeki BDT'nin tanımı, teknikleri ve etkinlik verileri yazısında duruyor.

Alarm sistemi ne anlama geliyor?

Alarm sistemi, tehlike sezildiğinde insanı hazırlayan yerleşik savunma tepkilerinin bütününe verilen ad. Bu tepkiler kaçmak, savaşmak ve donmak biçiminde sıralanıyor; Kozlowska ve arkadaşlarının 2015 tarihli derlemesi bunları tercih olarak tanımlamıyor, ön beyin devreye girmeden önce başlayan nörobiyolojik olaylar olarak tarif ediyor. Bu haliyle sistem eski ve koruyucu.

Bu anlatım çerçevesinin adı polivagal teori; Stephen Porges'in geliştirdiği modelden geliyor ve klinik pratikte yaygın olarak kullanılıyor. Teorinin nörofizyolojik öncülleri akademik tartışmaya açık — Paul Grossman'ın 2023 tarihli çalışması beş temel öncülü de sorguluyor. Buradaki tarifin dayandığı savunma basamakları literatürü ise bu tartışmadan bağımsız duruyor.

Aynı sistem bazen gerçek bir tehlike yokken de çalıyor. Bilişsel davranışçı terapi literatüründe bu duruma yanlış alarm deniyor; David Barlow'un 2000 tarihli çalışması panik atakları bu çerçevede, gerçek tehdit olmadan devreye giren bir savaş-kaç tepkisi olarak açıklıyor. Sistem hassaslaştığında eşik düşüyor ve giderek daha çok şey tehlike işareti olarak yakalanıyor.

Olumsuz inanç alarmı nasıl tetikliyor?

Zorlayıcı bir deneyimin ardından kişide kendisi hakkında bir olumsuz inanç yerleşebiliyor: "yetersizim", "suçluyum" gibi. Deneyimin büyük bir olay olması gerekmiyor; klinik değerlendirmede belirleyici olan olayın büyüklüğü olmuyor, kişinin o anda ne yaşadığı oluyor.

İnanç yerleştikten sonra bir eşik gibi çalışmaya başlıyor. Kişi kendini o inancın tarif ettiği gibi hissettiği her seferde tehlikede hissedebiliyor ve alarm o noktada devreye giriyor. Tepkiyi tetikleyen şey böylece dışarıdaki bir durum olmaktan çıkıyor: savaş, kaç ya da don, içeride verilen bir hükme yanıt oluyor.

Klinik çalışmada en sık karşılaşılan olumsuz inanç "yetersizim" oluyor. En belirgin göründüğü yerlerden biri mükemmeliyetçilik: kişi ne kadar uğraşırsa uğraşsın yeterli hissetmeyebiliyor, çünkü yeterlilik ölçütü sonuca bağlanmış oluyor. Bu örüntü sitedeki mükemmeliyetçilikte kendine değer biçme ölçütü yazısında ele alınıyor.

Bilişsel davranışçı terapi bu zincirin neresinde çalışıyor?

Bilişsel davranışçı terapi, alarmın bugün çalmasıyla ilgileniyor: sistemin gün içinde hangi anlarda devreye girdiği ve devreye girdiğinde ne yapıldığı. Çalışma üç bileşenden oluşuyor.

Günlük davranışsal egzersizler, alarmın kaçınmayla sürdüğü noktalara yöneliyor. Kaçınılan durum kısa vadede rahatlatıyor, uzun vadede sistemin o durumu tehlike olarak kaydetmesini sürdürüyor.

Stabilizasyon egzersizleri, alarm yüksekken uygulanan ve yüksekliği indirmeye yarayan çalışmalar.

Düşünce çalışması, olumsuz inancın hafta içinde nerede devreye girdiğine odaklanıyor.

Bu çerçevenin bir süreç içinde nasıl yürütüldüğü bilişsel davranışçı terapinin klinik çalışmada nasıl yürütüldüğü sayfasında anlatılıyor.

EMDR ile bilişsel davranışçı terapi arasındaki işbölümü ne?

İki yaklaşım zincirin farklı uçlarına bakıyor. EMDR, alarmın ayarını bozan geçmiş anılar üzerinde çalışıyor; bilişsel davranışçı terapi, aynı alarmın bugünkü hayatta çalmasıyla çalışıyor. İkisi sıklıkla aynı süreç içinde sırayla kullanılıyor ve hangisinin ne zaman geleceği klinik değerlendirmeyle belirleniyor.

EMDR terapisi tarafının ayrıntısı ve bir örnek tabloda nasıl yürüdüğü, sitedeki EMDR ile panik atağın klinik çerçevesi yazısında duruyor.

Bir bilişsel davranışçı terapi seansı hangi adımlardan geçiyor?

Bir seansta beş iş yapılıyor: gündemin birlikte belirlenmesi, önceki seanstan bu yana yapılan çalışmanın gözden geçirilmesi, ana konu üzerinde çalışma, gelecek hafta için yeni bir plan kurulması, ve seansın özetlenip danışanın geri bildiriminin alınması.

Elli dakikalık bir görüşmenin yaklaşık yirmi–yirmi beş dakikası bu hatta ayrılıyor: haftanın gözden geçirilmesi, olumsuz inancın nerede devreye girdiğinin çıkarılması ve yeni egzersizin kurulması. Kalan bölüm, süreç anı işlemeyi de içeriyorsa oraya gidiyor. Bölünme varsayılan hâl, kural değil — görüşmenin tamamının tek bir hatta ayrıldığı seanslar da oluyor.

Bu beşi sabit bir sıra izlemiyor. Seansın gidişine göre iç içe geçiyorlar: gözden geçirme sırasında açılan bir konu o seansın ana çalışması hâline gelebiliyor, plan konuşulurken gündem yeniden kurulabiliyor. Yapıyı ayakta tutan şey adımların sırası değil, beşinin de seansta yerini bulması.

Bu yapı üslup tercihi olarak tanımlanmıyor. Bilişsel terapide terapist yetkinliğini ölçen Cognitive Therapy Rating Scale (Young & Beck, 1980) on bir maddeden oluşuyor ve madde başlıkları arasında Gündem, Geri Bildirim, İş Birliği, Yönlendirilmiş Keşif ile seans arası çalışma (Homework) doğrudan yer alıyor. Her madde 0–6 arası derecelendiriliyor, 40 puan yetkinlik eşiği sayılıyor.

Haftalık gözden geçirmede ne taranıyor?

Haftalık gözden geçirmede taranan şey, hafta içinde ne olduğuyla sınırlı kalmıyor: neyin tetiklendiği ve olumsuz inancın hangi anlarda devreye girdiği aranıyor. Tarama böylece inancın hafta boyunca nerede göründüğü üzerinde yürüyor.

Bu daraltmanın pratik sonucu, dağınık görünen bir haftanın tek bir çizgi etrafında toplanabilmesi. Birbirinden bağımsız duran üç dört an, aynı inancın tetiklendiği anlar olarak yan yana gelebiliyor; tekrar eden şeyin ne olduğu buradan görünür hâle geliyor.

Stabilizasyon egzersizleri ne işe yarıyor?

Stabilizasyon egzersizleri, alarmın o anki yüksekliğini indirmeye yarıyor. Uyarılma düştüğünde düşünmeye, seçim yapmaya ve diğer çalışmaları uygulamaya yer açılıyor. Alarm en yüksekteyken bir yorumu sorgulamak zor oluyor, çünkü sistem tam da sorgulamayı erteleyip harekete geçirmek üzere kurulu.

Egzersizin yönü tepkinin yönüne göre değişiyor. Savaş ve kaç tarafında — kaygıyla baş etme konusunun ve panik tablolarının bulunduğu tarafta — yavaşlatan çalışmalar kullanılıyor. Hareketin ve enerjinin çekildiği donma tarafında yön tersine dönüyor, hareketi artıran çalışmalar öne çıkıyor. Tek tip bir stabilizasyon egzersizi bulunmuyor.

Judith Herman'ın 1992'de tarif ettiği aşamalı çalışma modelinde de ilk aşama güvenlik ve istikrar; istikrar kurulmadan işleme çalışmasına geçilmesi sürecin en sık aksadığı yerlerden biri sayılıyor.

Olumsuz inanç neden dışsallaştırılıyor?

Klinik çalışmada olumsuz inanç, kişinin karşısına konarak ele alınıyor. Buna dışsallaştırma deniyor ve işlevi, kişinin inançla özdeşleşmesini çözmek: "yetersizim" cümlesi, "yetersiz olduğunu söyleyen bir şey var" hâline geliyor. İnançla özdeşleşen kişi onun söylediğini kendi hükmü sayıyor; karşısına konduğunda inanç, hakkında konuşulabilecek bir muhatap oluyor.

Seansta bu, inancın davranışını tarif ettiren sorularla kuruluyor: ne söylediği, hangi anlarda konuştuğu, nereden vurduğu. Tarifte inanç sıklıkla düşmanlaştırılarak konumlandırılıyor — kişiyi iyi tanıyan, ne zaman ve nereden vuracağını bilen bir şey olarak.

Seansta sorunun kendisinin bir müdahale olduğu ölçülmüş bir bulgu. Justin Braun ve arkadaşlarının 2015 tarihli çalışmasında, depresyon için bilişsel terapi alan 55 yetişkinin ilk üç seansı gözlemcilerce derecelendirildi: Sokratik sorgulamada bir standart sapmalık artış, sonraki seansta depresyon ölçeğinde 1,51 puanlık düşüşü öngördü ve ilişki terapötik ittifak kontrol edildiğinde de anlamlı kaldı. Desen korelasyonel; bulgu nedensellik göstermiyor.

Düşünce kaydı klinik olarak ne işe yarıyor?

Düşünce kaydının dayandığı temel gözlem, aynı olayın herkeste aynı tepkiyi üretmemesi. Sokakta yüksek sesle küfreden sarhoş bir adam bunun gösterilebilir bir örneği: aynı sahneyi gören bir kişi omuz silkip yoluna devam ediyor, bir başkası öfkeleniyor ve karşılık vermeye hazırlanıyor, bir üçüncüsü tedirgin olup yolunu değiştiriyor. Sahne üçünde de aynı; değişen şey, sahneyle tepki arasına giren yorum. Biri adamı kendisiyle ilgisiz görüyor, biri sözlerin kendisine yöneldiğini okuyor, biri ortamda bir tehdit sezinliyor.

Yorumun hangi yöne gideceği de rastgele olmuyor. Kişinin taşıdığı olumsuz inanç, hangi okumanın öne çıkacağını etkiliyor: "yetersizim" inancı hazır bekliyorsa bir hakaretin üzerine alınması kolaylaşıyor, ve alarm o okumanın hemen ardından devreye giriyor.

Düşünce kaydı tam olarak bu ara katmanı görünür kılıyor: alarm devreye girdiğinde fark edilmeden duyguyu değiştiren yorumları yazılı hâle getiren yapılandırılmış bir form. İşlevi bir anı yavaşlatmak ve bileşenlerini ayırmak: durum, duygu ve şiddeti, otomatik düşünce, düşünceyi destekleyen ve desteklemeyen kanıtlar, ikisini birlikte hesaba katan alternatif bir okuma, ve duygunun yeniden derecelendirilmesi. Kanıtı iki ayrı sütuna bölen yedi sütunlu biçim, Dennis Greenberger ve Christine Padesky tarafından Mind Over Mood kitabında yayımlandı (1995; 2. baskı 2015).

Düşünce kaydının amacı olumlu düşünmeye geçmek olarak tanımlanmıyor; ölçüt, yorumun eldeki kanıtla ne kadar örtüştüğü oluyor. Zamanlaması kritik: alarmın yükseldiği ana yakın tutulan bir kayıt, günler sonra hatırlanarak yazılandan daha fazla ayrıntı taşıyor.

Davranış deneyi düşünce kaydından nasıl ayrılıyor?

Düşünce kaydı bir yorumu masada sınıyor, davranış deneyi ise aynı yorumu hayatta sınıyor. Deneyde alarmın haber verdiği tehlikenin ne olduğu önceden yazılıyor, sonra o durum kasten yaşanıyor, ve gerçekte olan beklentiyle karşılaştırılıyor.

Deneyin gerekli olmasının nedeni mekanik. David Clark'ın 1986 tarihli panik modeli, kaygıyı azaltmak için yapılan güvenlik davranışlarının bir yan etkisini gösteriyor: felaket gerçekleşmediğinde bu, güvenlik davranışının hesabına yazılıyor ve beklenti çürütülemiyor. Alarm böylece haklı kalmaya devam ediyor.

James Bennett-Levy'nin 2003 tarihli çalışmasında düşünce kaydı mantığa dayalı bir bilgi işleme düzeyine, davranış deneyi duyguyla bağlantısı daha yoğun bütüncül bir düzeye dokunuyor; katılımcılar davranış deneylerini daha ikna edici buldu. Örneklem, araçları kendi üzerlerinde deneyen bilişsel terapi eğitimi katılımcılarından oluşuyordu.

Seans arası egzersizler neden yöntemin parçası sayılıyor?

Seans arası egzersizler, bilişsel davranışçı terapide sonuçla ilişkisi ayrıca ölçülmüş bir bileşen. Nikolaos Kazantzis ve arkadaşlarının 2010 tarihli meta-analizi 46 çalışmayı ve 1.072 katılımcıyı bir araya getirdi: seans arası çalışma içeren uygulamalar, içermeyenlere kıyasla küçük-orta düzeyde bir fark gösterdi (d = 0,48).

Aynı ekibin 2016'da Behavior Therapy'de yayımladığı meta-analiz, 17 çalışma ve 2.312 danışanla soruyu ikiye ayırdı: çalışmanın miktarı mı, niteliği mi sonuçla daha güçlü ilişkili? Miktar tarafında bulgu görece sağlam (g = 0,79; 15 çalışma, 1.537 kişi). Nitelik kestirimi de yüksek (g = 0,78), ancak yalnızca üç çalışmaya dayanıyor ve güven aralığı 0,03 ile 1,53 arasında uzanıyor. Bu genişlik, nitelik bulgusunun bir eğilim işareti olduğunu gösteriyor. Bulgular grup ortalamaları; tek bir kişinin süreci bunlardan okunamıyor.

Egzersizler neden küçük ve kademeli veriliyor?

Egzersizler en zor durumdan başlamıyor. Klinik çalışmada verilen davranışsal egzersizler küçük ve somut tutuluyor, zorluk adım adım artırılıyor; hedef, kişinin kaçındığı durumun üstüne taşınabilir adımlarla gitmesi oluyor.

Gerekçesi mekanizmada duruyor. Bir egzersizin işi, alarmın haber verdiği sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğini göstermek. Bu ancak kişi o durumda kalabildiğinde oluyor. Taşınamayacak büyüklükte bir adım kaçınmayla sonuçlandığında sonuç ters yönde çalışıyor: alarm bir kez daha haklı çıkmış oluyor ve eşik bir kademe daha aşağı iniyor.

Egzersiz yapılmadığında ne oluyor?

Yapılmamış bir egzersiz, seansın konusu hâline geliyor. Seans arası çalışma, seansta birlikte tasarlanan ve bir sonraki seansta birlikte gözden geçirilen bir döngü olarak kurgulanıyor. Gözden geçirmede bakılan yer, çalışmanın yapılıp yapılmadığından çok neyin engellediği oluyor: görev fazla büyük mü tanımlanmıştı, ne yapılacağı yeterince somut muydu, hafta içinde yer bulabileceği bir zamana yerleşmiş miydi.

Sıkça sorulan sorular

Alarm sisteminin çalışması bir bozukluk anlamına mı geliyor?

Alarm sisteminin çalışması insanda yerleşik ve koruyucu bir tepki. Klinik olarak ele alınan yer, sistemin gerçek tehlike bulunmayan durumlarda sık devreye girmesi ve gündelik hayatı daraltacak biçimde sürmesi oluyor. Bunun bir tanıya karşılık gelip gelmediği klinik değerlendirmeyle belirleniyor.

"Yetersizim" inancı herkeste aynı mı görünüyor?

Aynı biçimde görünmüyor. İnancın hangi anlarda devreye girdiği, ne söylediği ve neye bağlandığı kişiden kişiye değişiyor; klinik çalışmanın ilk işlerinden biri bu ayrıntıyı çıkarmak oluyor. Ayrıca "suçluyum", "güvende değilim" gibi başka olumsuz inançlar da aynı zincirde yer alabiliyor.

BDT'de seans arası egzersiz vermek zorunlu mu?

Seans arası çalışma, bilişsel davranışçı terapinin tanımlayıcı bileşenlerinden biri sayılıyor ve terapist yetkinliğini ölçen ölçekte ayrı bir madde olarak yer alıyor. Egzersizin biçimi ve ağırlığı kişiye ve sürecin evresine göre değişiyor.

Düşünce kaydı tutmak günlük tutmakla aynı şey mi?

Aynı şey olarak tanımlanmıyor. Günlük serbest anlatıya dayanıyor; düşünce kaydı ise sabit sütunları olan bir form ve her sütun belli bir bileşeni ayrı yazmayı istiyor — durum, duygu ve şiddeti, otomatik düşünce, kanıtlar, alternatif okuma, duygunun yeniden derecelendirilmesi.

Bu yazıdaki araçlar bir klinisyen olmadan uygulanabilir mi?

Bu yazı araçların klinik süreçteki işlevini aktarıyor; uygulama rehberi olarak yazılmadı ve hiçbir egzersizin nasıl yapıldığını tarif etmiyor. Hangi aracın hangi sırayla kullanılacağı kişinin öyküsüne ve klinik değerlendirmeye bağlı; uyarılma yüksekken uygulanan çalışmaların eşlikle öğrenilmesi öneriliyor.

Konunun klinik çalışmadaki yeri

Bu araçların bir süreç içinde nasıl sıralandığı bilişsel davranışçı terapi ve bireysel psikoterapi sayfalarında anlatılıyor.

Bir alarmın işi tehlikeyi haber vermek; bu çalışmada üzerinde durulan yer, haberin ne zaman doğru çıktığı.

Yazan

Berk Alaca, İstanbul Çekmeköy Taşdelen'de çalışan bir klinik psikologdur. Işık Üniversitesi Psikoloji lisansını (2015–2020) ve İstanbul Aydın Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisansını (2021–2022) tamamladı. Yetişkinler ve ergenlerle bilişsel davranışçı terapi ve EMDR yaklaşımlarıyla çalışıyor.

Kaynakça

  • Clark, D. M. (1986). A cognitive approach to panic. Behaviour Research and Therapy, 24(4), 461–470.
  • Herman, J. L. (1992). Trauma and Recovery. New York: Basic Books.
  • Young, J., & Beck, A. T. (1980). Cognitive Therapy Scale: Rating manual. Yayımlanmamış çalışma, Center for Cognitive Therapy, University of Pennsylvania, Philadelphia.
  • Barlow, D. H. (2000). Unraveling the mysteries of anxiety and its disorders from the perspective of emotion theory. American Psychologist, 55(11), 1247–1263.
  • Bennett-Levy, J. (2003). Mechanisms of change in cognitive therapy: The case of automatic thought records and behavioural experiments. Behavioural and Cognitive Psychotherapy, 31(3), 261–277.
  • Bennett-Levy, J., Butler, G., Fennell, M., Hackmann, A., Mueller, M., & Westbrook, D. (Ed.) (2004). Oxford Guide to Behavioural Experiments in Cognitive Therapy. Oxford: Oxford University Press.
  • Kazantzis, N., Whittington, C., & Dattilio, F. (2010). Meta-analysis of homework effects in cognitive and behavioral therapy: A replication and extension. Clinical Psychology: Science and Practice, 17(2), 144–156.
  • Kozlowska, K., Walker, P., McLean, L., & Carrive, P. (2015). Fear and the defense cascade: Clinical implications and management. Harvard Review of Psychiatry, 23(4), 263–287.
  • Greenberger, D., & Padesky, C. A. (2015). Mind Over Mood: Change How You Feel by Changing the Way You Think (2. baskı). New York: Guilford Press. (1. baskı 1995.)
  • Braun, J. D., Strunk, D. R., Sasso, K. E., & Cooper, A. A. (2015). Therapist use of Socratic questioning predicts session-to-session symptom change in cognitive therapy for depression. Behaviour Research and Therapy, 70, 32–37.
  • Kazantzis, N., Whittington, C., Zelencich, L., Kyrios, M., Norton, P. J., & Hofmann, S. G. (2016). Quantity and quality of homework compliance: A meta-analysis of relations with outcome in cognitive behavior therapy. Behavior Therapy, 47(5), 755–772.
  • Beck, J. S. (2020). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond (3. baskı). New York: Guilford Press.

Bu yazı bilgilendirme amaçlı hazırlandı ve tanı ya da tedavi yerine geçmiyor.

Son güncelleme: 29 Ağustos 2026 · İçerik sorumlusu: Klinik Psikolog Berk Alaca · İletişim: [email protected]